Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, ihale öncesi, ihale sürecinde ve sonrasında yapılan iş ve işlemlerin tamamen uygun olduğu, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının yersiz olduğunun saptandığını bildirdi.
ŞİRKET - 31 Ocak 2010 Pazar - 23:25
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin özelleştirilmesiyle ilgili iddiaların müteaddit incelemelere konu olduğunu, hem ana şirket Tekel hem de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ihale öncesi, ihale sürecinde ve sonrasında yapılan iş ve işlemlerin tamamen uygun olduğu, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının yersiz olduğunun saptandığını bildirdi.
ÖİB'den ''Vatan Gazetesi'nde yer alan 30 Ocak 2010 tarihli köşe yazısı ve son günlerde diğer bazı basın ve yayın kuruluşları ile köşe yazılarında yer alan bilgi ve iddialara'' ilişkin yapılan yazılı açıklamada, TEKEL'in bağlı ortaklığıyken özelleştirilen Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin borçlarının silindiği, borçların alıcının değil, devletin sırtına yüklendiği iddiasının, bu özelleştirmeyle ilgili diğer iddialarla birlikte müteaddit incelemelere konu olduğu kaydedildi.
Bu kapsamda Devlet Denetleme Kurulu'nun talebi üzerine Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu tarafından iki defa denetlendiği, bilahare aynı iddialar nedeniyle Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından da İnceleme konusu yapıldığı bildirilen açıklamada, tüm incelemeler sonucunda, iddiaların doğru olmadığı, hem ana Şirket TEKEL hem de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ihale öncesi, ihale sürecinde ve sonrasında yapılan iş ve işlemlerin tamamen uygun olduğu, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının yersiz olduğunun saptandığı, bu hususun ÖİB tarafından çeşitli tarihlerde kamuoyunun bilgisine sunulduğu ifade edildi.
Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin 292 milyon dolara satılmasına karşılık, alıcının, iki yıl sonra şirketi 950 milyon dolara devrettiği hususuyla ilgili tespit ve değerlendirmede de yanlış ve eksik bilgilendirmeler bulunduğu görüldüğünü ifade edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: ''Anılan şirketin özelleştirme ihalesine çıkartıldığı 2003 yılının ikinci yarısındaki durumunu, sektörün gelişimi itibariyle, rekabette yer alabilmek, pazar payını koruyabilmek ve modernizasyon için gerekli olan yatırımların boyutunu, gerek ülke gerekse dünyada cari olan konjonktürü göz ardı ettiğimiz takdirde doğru bir değerlendirme yapılamayacağı görülmektedir.
Nitekim, yatırımcının, ciddi bir rekabetin yaşanmaya başlandığı sektörde, devirden hemen sonra çok önemli modernizasyon yatırımları yapması kaçınılmaz olmuş, bilhassa yaygınlaşan, ölümlere dahi sebebiyet veren sahte ve kaçak içkiyle mücadele kapsamında bilyeli kapak üretimine kadar giden önemli iyileştirme ve modernize yatırımları yapıldığı izlenmiştir. Ayrıca konjonktürel durumun 2003 yılına nazaran 2006 yılında daha olumlu olduğu, yapılan iyileştirme yatırımlarıyla konjonktürel etkiler bir arada ele alındığında, serbest piyasa koşullarında gerçekleştirilen devirlerin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği aşikardır.
TEKEL'İN SİGARA İŞLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ TEKEL'in bağlı ortaklığı olan Sigara Sanayi İşletmeleri ve Ticareti A.Ş'ye ait 'sigara üretim işiyle ilgili varlıkların, marka ve hakların özelleştirilmesi' süreciyle ilgili tespitler kapsamında; 1980'lerin ikinci yarısından itibaren önce TEKEL eliyle ithalatla başlayan, sonra 1990'ların başından itibaren yabancı firmaların (Philip Morris, B.A.T., R.J.Reynolds-sonra JTI, Imperial Tobacco, Gallaher, European Tobacco, Korean T. ve G. …) belli aralıklarla kendi fabrikalarını da kurarak pazara girmelerinden sonra yoğunlaşan rekabet ortamında sürekli gerileyen ve kamu kuruluşu olarak rekabette zorlanan, pazardan aldığı pay devamlı düşerek, yüzde 30'ların altına düşen bir yapı değerlendirilmekte.
Esasen faaliyetlerin maksatlı bilgiler bir tarafa, karlı sonuçlarla yürütülemediğini, özelleştirmede daha da gecikilmesi halinde, önemli pazar kayıpları nedeniyle gittikçe büyüyen zararlarla karşılaşan ve sektörel olarak hiçbir önemi ve ağırlığı kalmamış, yalnızca gayrimenkul varlıklarıyla bir anlam taşıyabilecek bir şirketin kalacağı hususlarını göz ardı etmemek gerekmektedir. Nitekim böyle bir değerlendirmede, artık bir devlet politikası haline gelen ve Anayasamızda da yerini bulan özelleştirme olgusu çerçevesinde yapılan özelleştirmenin, zamanlaması ve içeriği itibariyle doğru ve isabetli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
Diğer taraftan önemli bir husus da yapılan bu ihalede tüm tarafların ihale şartnamesinde belirtilen hususlar çerçevesinde ve eşit şartlarda rekabetçi bir ortamda yarıştırıldıklarıdır. İhalenin hiç bir aşamasında çalıştırılacak işçi sayısı, elde edilen özelleştirme geliri ve benzeri konularda yatırımcıların farklı bir karşılaştırma durumu olmamıştır.''
Sigara üretim işiyle ilgili varlıkların, marka ve hakların özelleştirilmesine esas şartnamenin ekinde, özelleştirme işlemlerine ait muhtelif konulara ilişkin Sözleşmeler yer aldığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: ''Bu sözleşmeler ihaleye giren tüm alıcılar için geçerli olup, hepsi tarafından da bilinmektedir. Söz konusu 25 bin ton tütün, özelleştirme sürecinin, paketi cazip kılmaya yönelik parçasıdır. Bu işlem rutin olarak yapılan bir tütün satış işlemi değildir. Alıcılar ihaleyle ilgili fiyat teklifinde bulunurken söz konusu 25 bin ton tütünü de fabrikalarla beraber alacaklarını bilmektedirler. Ayrıca, söz konusu 25 bin ton tütün, belirtildiği üzere, sadece A grad ve B grad tütünlerden oluşmamaktadır. İhale hazırlıklarının yapıldığı dönemde TEKEL'in sigara üretirken harman reçeteleri itibariyle fiilen kullanmakta olduğu tütünlerin nev'i ve oranları dikkate alınmak suretiyle oluşturulmuştur. Kaldı ki mevcut markaların içim nefaseti itibariyle bu tütünlerin kullanılma zarureti de bulunmaktadır.
Dolayısıyla, fabrikaları satın alan firmaya, A grad ve B grad tütünlerin yanı sıra aynı paket muhteviyatı olarak hem KP hem de CU nev'i tütünlerden oluşan 25 bin ton tütün teslim edilmiştir. Bu tütünler şartnamenin ekinde bulunan 'özelleştirmeye konu 25 bin ton tütünün bakım, depolama ve teslimine dair sözleşme'nin ekinde nev'iler ve miktarlar itibariyle bulunmaktadır.''
TEKEL'in uzun yıllar, 196 sayılı Kanun ve Destekleme Kararnameleri kapsamında üreticiden tütün satın aldığını belirtilen açıklamada, satın alma işleminin iktisadi kriterler esas alınmak suretiyle yapılamadığı, uzun yıllar, ihtiyacın üzerinde, bahse konu Kararnameler gereği tütün satın alınmak zorunda kalındığı bildirildi. Bu işlemin bir devlet politikası olarak uygulandığı ifade edilen açıklamada, Tekel'in, tütün satış fiyatlarını ilgili Kanun ile Destekleme Kararnamelerinin verdiği yetki dahilinde, stok durumu, stok maliyeti ve piyasa koşullarını dikkate almak suretiyle belirlediği kaydedildi.
Açıklamada, şunlar dile getirildi. ''TEKEL'in alım yaptığı ve stoklarında bulunan tütünün yüzde 80'inden fazlasının TEKEL dışındaki alıcıların faaliyet yürütmediği, alım yapmadığı Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinden oluştuğu gözden uzak tutulmamalıdır. Kaldı ki, uzun yıllar büyük stoklama külfetlerine sebebiyet veren ve esasen bu nedenle devlete yük teşkil eden, alıcısı nadiren çıkan ve sigara harmanlarında kullanılma kabiliyeti bulunmayan tütünlerin uzun yıllar boyunca tamamen popülist politikalar sonucu satın alındığı da bilinmektedir.
Ayrıca, TEKEL'in tütün satışlarında yerli, yabancı ve benzeri alıcı seçmek, belli alıcılara satmak gibi bir uygulaması da söz konusu değildir. Dolayısıyla, alıcı olan kişi ya da firmaların doğrudan TEKEL'den ve en uygun fiyatla alabilme imkanı varken, aynı tütünü bir aracı vasıtasıyla ve yüksek fiyatla satın alması doğru bir bilgi değildir. Zira tütün ve sigara sektöründe ilgili kişi ve firmalar sektörü, sektördeki hareketleri ve ilgili tarafları gayet yakından bilir, takip eder ve bu çerçevede ticari faaliyetlerini yürütmeleri beklenir.''